Franz Joseph Haydn

(31 Mart veya muhtemelen 1 Nisan 1732 yılında Rohrau’da doğmuş, 31 Mart 1809 yılında Viyana’da ölmüştür).

 

Ona vaktiyle “Haydn baba” derlerdi. Bununla, Avusturya’nın Burgenland eyaletinden bir arabacı ustasının oğlu olan ve devrinin müzik aleminde en yüksek bir otorite haline gelen kompozitöre karşı beslenen derin sevgi ifade edilir. Fakat bu tabir gerçek duruma tamamen uygun değildir ve yanlış telakkilere sebep olabilir. Çünkü bu söz ancak “Hilkat” ve “Mevsimler” oratoryalarını, Londra senfonilerini ve son oda müziği eserlerini yaratan ihtiyar Haydn için söylenebilir. Ihtiyarlıktaki olgunluk çağından önce bir de gençlik ve erkeklik çağı olduğu çok defa unutulur. Budan dolayı Haydn’ın tarihi oluşuna yeteri kadar önem verilmez. Halbuki eriştiği gelişme, Bach devri zihniyetinden ayrılan bir dünyanın cereyanları içinde temelini attığı bir stilin sonucu olmuştu. 23 yaşında iken henüz “Divertimento” adını taşıyan ilk yaylı sazlar kuvartetini yazdığı gün, dört sene sonra ilk senfonisini bitirdiği gün kadar tarihi önem taşır.

Henüz bir Haydn külliyatı mevcut değildir. Aklın almıyacağı zenginlikte olan eserlerinin sayısını ve şümül sahasını kesin olarak tanımıyor ve tayin edemiyoruz. Fakat bilinen eserleri son derece geniş bir rayatma kudretini göstermeye yeter. Aralarında o zamanki bir müzisyenin zevk aldığı ve kendini ifade edebildiği nevilerden hiçbirisi eksik değildir. Opera ile müzikli piyes, kukla, komedyalar ve dramlar için sahne müziği, oratoryo ile kantat, şarkı ve oda müziği, her cins konser müziği ve senfonik eserleri vardır. Şüphesiz aralarında bazı eserler alıştığımız “Haydn Tesiri” kalıbından farklı görünmektedir. Fakat İtalyan zevkine intibak eden (bazı dini eserler, operalar ve bu arada çok enfes olan “Aydaki Dünya” operası, gençliğinde yazdığı “Tobias’ın Avdeti” adlı oratoryo) veya en verimli devresinde Fransızca başlıklı senfoniler yazan besteci yine Hayd’ın kendisidir. Gelişmesinde “coşkunluk devri” tesirleri ve cüretli deneysel temayüller de tespit edilebilir. Bu durum, Bach’ın son senelerinde eser veren “müzik öncülerinden” ayrılarak kendine doğru, yani bizim tanıdığımız Haydn’a giden yolu gösterir. Daha sonra, hatta pek kısa zaman sonra gelen Beethoven’in ve onu takip edenlerin oda müziği ve senfonik eserlerini ihya eden bütün yenilikleri, teknik, stil ve muhteva bakımından Haydn meydana çıkarmıştır. Sönüp giden devirlerin kontrpuvan tekniğinin hatıralarıyla, en küçük teferruata kadar giden temlerin işlenme tarzını birleştirmek suretiyle senfoni, sonat ve oda müziğine asıl şeklini vermiştir. Böylece Haydn, öncülerin sezdiği ve işlediği formu gerçekleştirmiştir. Işte o zaman “ses sanatının Gellert’i” olarak sitayişle anılan “Viyana Klasiği” mes’ut, müreffeh, manen rahatlık ve sükunet içinde bulunan Haydn, Tanrı’ya şükrederek en iyi elbisesini giyip besteleme işine başladı. Bundan sonra “Tembal vuruşu ile” ve “Tembal tremolosu ile” gibi adlar alarak adeta popüler hale gelmiş olan senfonileri ve nevinin prototip örnek derecesine yükselen kuvartetlerini yarattı. Bu masum ve şefkatli ruh hali içinde, Handel’den ilham alarak iki meşhur oratoryosunu da terennüm etmiştir. Tabiiyat ilimleri, tabiatın muammasını bambaşka yollardan çözmeye kalkıştığı sırada Haydn kendine has çocukça saflığı ve imanı ile bu eserleri yarattı.

Evet, bu “Haydn baba” olabilir. Fakar yukarıda açıklandığı gibi Haydn’ın tam kendisi değildir. Çünkü çocuksu bir sevimliliğe ve neşeli tabiata sahip olan Haydn’ın yanında, derin ve geniş düşünceli bir Haydn da vardı. Lakin daha hayatta iken ebedi şöhret yolunda yürüyen bu insan daima kendi halinde kalmıştır. Macaristan hududuna yakın bir köyde doğan Haydn, sonat ve kuvartet bestecisi olarak kısa zamanda birçok kimselerin dikkatini çekti. Bohemya’daki Lukawitz’de saray mensupları muhitine girdi. Oradan, ücra bir kasaba olan Eisentadt’da sanatsever prens Esterhazy’nin hizmetine girdi. Burada çok mesut oldu. Prensin vefatından sonra onu burada tutan bir şey kalmadığı için Viyana’ya yerleşti. Ismi İngiltere, Fransa, İspanya’da tanınan bir kimse olarak iki defa İngiltere’ye gitti ve Londra’da Handel’in şöhretini kendi şahsiyetinde tazeledi. Bu seyahatlerin birinde Bonn’da genç Beethoven’e rastladı. Onu Viyana’ya gitmeye teşvik etti.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !