Gustav Mahler

( 7 Temmuz 1860 yılında Bohemya Kalisht’de doğmuş, 18 Mayıs 1911 yılında Viyana’da ölmüştür).

Müzikte Romantizm 19. yüzyılın başlarından 1890’a kadar süren zaman dilimini kapsar. Bunu izleyen Geç Romantik dönem’de ise (Post Romantizm) bir çok besteci klasik ve romantik ilkeleri birleştirerek eserler vermişlerdir. Gustav Mahler’in yanı sıra Anton Bruckner, Richard Srauss ve Hugo Wolff’da bu dönemin özelliklerini duyuran besteler vermişlerdir.

Gustav Mahler’in asıl uyruğu Avusturya’dır. Aslı da Yahudidir. Besteci ve aynı zamanda orkestra şefidir. Müzik yeteneği çok küçük yaşlarda dikkati çekmiştir. Daha 4 yaşında iken Kalischt yöresindeki kışlada çalınan askeri müziğin, bir de köylülerin söylediği Çek halk şarkılarının büyüsüne kapılduğu söylenir. Daha o zamanlar bu şarkıları bir yandan akordeon ve piyanoda çalmakta, öte yandan besteler yapmaktadır. On yaşına geldiğinde piyanist olarak Jihlava’da dinleyici karşısına çıkar ve ilk konserini verir. On beş yaşına geldiğinde Viyana Konservatuarına kabul edilir. Okul süresince çeşitli piyano ve kompozisyon ödülleri kazanır. Konservatuarı bitirdikten sonra da dersler vererek geçimini sağlamaya çalışacaktır. Mahler, Alman ve Avusturya halk kültüründen derin bir şekilde etkilenmişti. “1. Senfoni“nin ikinci ölçüsünde, Avusturya’nın popüler danslarından Lander’in ritimleri de duyuluyordu.

İlk önemli yapıtı “Das Klagende“ (Yakınma Şarkısı)dır. Bu yapıtı ile konservatuarın koyduğu BEETHOVEN ÖDÜLÜ’nü kazanamayınca orkestra şefliğine yönelmiştir ve bu görevini 17 yıl boyunca sürdürmüştür. Bu 17 yılda da Avusturya’da müzikal farslar yönetmiş, zaman zaman Budapeşte ve Hamburg operalarında çalışmıştır. Gustav Mahler 1880 yılında, aynı zamanda termal bir kasaba olan Marienbad’da ilk işini aldı. Nihayet yıl 1888’de Budapeşte Operası’nda yönetmenliğe başlamıştır. Mahler Budapeite Operası’nın yönetmenliğine atandığında tüm köşe başları tutulmuştu, fakat parlak zekası ve kendine özgü buluşları sayesinde, Wagner’in “Die Walküre“ eserinin açılışıyla dinleyicileri etkiliyerek, tümünü silip süpürdü. 1897 yılında yani 37 yaşındayken Viyana Hopofer Operası’nın sanat yönetmenliği görevini üstlenir. 1902 yılında ise Alma Maria Schindler ile evlenir. Mahler’in eşi Alma Schindler güzel bir kadın olduğu kadar yetenekli bir besteciydi de. İlki evlendikleri yıl, ikincisi 1904 yılında, Maria ve Anna isminde iki kız çocukları olur. 1907 yılında 47 yaşındayken Viyana Operası’ndan ayrılmak zorunda kalır. Ardından bir Amerika yolculuğuna çıkar. 1908 yılında Metropolitan Operası’nın yöneticiliğine getirilir. Bir yıl sonra New York Filarmoni Derneği’nin orkestra eşfliğini yaparak, ününün yeniden gündeme gelmesini sağlamıştır. 1911 yılında dört yıldan beri bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri’nden her yaz gittiği Avusturya’ya kesin dönüş yapar. Gustav Mahler’in önemi: On senfonisi ve Romantizmin farklı bir çok türünü bir araya getiren orkestra eşlikli şarkılarının olmasıdır. Gustav Mahler’in değerine gelince ölümünden sonra müziği 50 yıl görmezlikten gelindi, daha sonra da 20. yüzyılda bestecilik tekniklerinin öncüsü olduğu kabul edildi. Mahler’in “5. Senfoni“si, Dirk Bogarde’nin başrolünü oynadığı “Venedik’te Ölüm“ filminin atmosferine önemli katkıda bulundu.

En önemli yapıtlarını sıralamak gerekirse; 1880: Das Klagende Lied. 1883: Lieder Eines Fahrenden Gesellen. 1888: Lieder ais Des Knaben Wunderhorn. 1902: Kindertotenlieder. 1908: Das Lied von der Erde...

Gustav Mahler’in amacı, müzikte kendi yaşam öyküsünü yazmaktı. Ölüm onu 18 Mayıs 1911 yılında Venedik’te yakaladı...

Orkestra Şefi Bruno Walter’in 35 yaşındaki Mahler için yazdığı tasvirde bakın neler demiştir:

“SOLGUN BİR BENİZ, ZAYIF BİR BEDEN, KISA BİR BOY, UNUZCA HATLAR, SIK SİYAH SAÇLARLA ÇEVRELENEN GENİŞ BİR ALIN, GÖZLÜKLERİN ARKASINDA SAKLANAN OLAĞAN ÜSTÜ GÖZLER, ÜZÜNTÜ VE MİZAH DOLU YÜZ HATLARI...’’

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !