Gustav Mahler

30/8/2007 -Kategori: Avusturyali Besteciler

( 7 Temmuz 1860 yılında Bohemya Kalisht’de doğmuş, 18 Mayıs 1911 yılında Viyana’da ölmüştür).

Müzikte Romantizm 19. yüzyılın başlarından 1890’a kadar süren zaman dilimini kapsar. Bunu izleyen Geç Romantik dönem’de ise (Post Romantizm) bir çok besteci klasik ve romantik ilkeleri birleştirerek eserler vermişlerdir. Gustav Mahler’in yanı sıra Anton Bruckner, Richard Srauss ve Hugo Wolff’da bu dönemin özelliklerini duyuran besteler vermişlerdir.

Gustav Mahler’in asıl uyruğu Avusturya’dır. Aslı da Yahudidir. Besteci ve aynı zamanda orkestra şefidir. Müzik yeteneği çok küçük yaşlarda dikkati çekmiştir. Daha 4 yaşında iken Kalischt yöresindeki kışlada çalınan askeri müziğin, bir de köylülerin söylediği Çek halk şarkılarının büyüsüne kapılduğu söylenir. Daha o zamanlar bu şarkıları bir yandan akordeon ve piyanoda çalmakta, öte yandan besteler yapmaktadır. On yaşına geldiğinde piyanist olarak Jihlava’da dinleyici karşısına çıkar ve ilk konserini verir. On beş yaşına geldiğinde Viyana Konservatuarına kabul edilir. Okul süresince çeşitli piyano ve kompozisyon ödülleri kazanır. Konservatuarı bitirdikten sonra da dersler vererek geçimini sağlamaya çalışacaktır. Mahler, Alman ve Avusturya halk kültüründen derin bir şekilde etkilenmişti. “1. Senfoni“nin ikinci ölçüsünde, Avusturya’nın popüler danslarından Lander’in ritimleri de duyuluyordu.

İlk önemli yapıtı “Das Klagende“ (Yakınma Şarkısı)dır. Bu yapıtı ile konservatuarın koyduğu BEETHOVEN ÖDÜLÜ’nü kazanamayınca orkestra şefliğine yönelmiştir ve bu görevini 17 yıl boyunca sürdürmüştür. Bu 17 yılda da Avusturya’da müzikal farslar yönetmiş, zaman zaman Budapeşte ve Hamburg operalarında çalışmıştır. Gustav Mahler 1880 yılında, aynı zamanda termal bir kasaba olan Marienbad’da ilk işini aldı. Nihayet yıl 1888’de Budapeşte Operası’nda yönetmenliğe başlamıştır. Mahler Budapeite Operası’nın yönetmenliğine atandığında tüm köşe başları tutulmuştu, fakat parlak zekası ve kendine özgü buluşları sayesinde, Wagner’in “Die Walküre“ eserinin açılışıyla dinleyicileri etkiliyerek, tümünü silip süpürdü. 1897 yılında yani 37 yaşındayken Viyana Hopofer Operası’nın sanat yönetmenliği görevini üstlenir. 1902 yılında ise Alma Maria Schindler ile evlenir. Mahler’in eşi Alma Schindler güzel bir kadın olduğu kadar yetenekli bir besteciydi de. İlki evlendikleri yıl, ikincisi 1904 yılında, Maria ve Anna isminde iki kız çocukları olur. 1907 yılında 47 yaşındayken Viyana Operası’ndan ayrılmak zorunda kalır. Ardından bir Amerika yolculuğuna çıkar. 1908 yılında Metropolitan Operası’nın yöneticiliğine getirilir. Bir yıl sonra New York Filarmoni Derneği’nin orkestra eşfliğini yaparak, ününün yeniden gündeme gelmesini sağlamıştır. 1911 yılında dört yıldan beri bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri’nden her yaz gittiği Avusturya’ya kesin dönüş yapar. Gustav Mahler’in önemi: On senfonisi ve Romantizmin farklı bir çok türünü bir araya getiren orkestra eşlikli şarkılarının olmasıdır. Gustav Mahler’in değerine gelince ölümünden sonra müziği 50 yıl görmezlikten gelindi, daha sonra da 20. yüzyılda bestecilik tekniklerinin öncüsü olduğu kabul edildi. Mahler’in “5. Senfoni“si, Dirk Bogarde’nin başrolünü oynadığı “Venedik’te Ölüm“ filminin atmosferine önemli katkıda bulundu.

En önemli yapıtlarını sıralamak gerekirse; 1880: Das Klagende Lied. 1883: Lieder Eines Fahrenden Gesellen. 1888: Lieder ais Des Knaben Wunderhorn. 1902: Kindertotenlieder. 1908: Das Lied von der Erde...

Gustav Mahler’in amacı, müzikte kendi yaşam öyküsünü yazmaktı. Ölüm onu 18 Mayıs 1911 yılında Venedik’te yakaladı...

Orkestra Şefi Bruno Walter’in 35 yaşındaki Mahler için yazdığı tasvirde bakın neler demiştir:

“SOLGUN BİR BENİZ, ZAYIF BİR BEDEN, KISA BİR BOY, UNUZCA HATLAR, SIK SİYAH SAÇLARLA ÇEVRELENEN GENİŞ BİR ALIN, GÖZLÜKLERİN ARKASINDA SAKLANAN OLAĞAN ÜSTÜ GÖZLER, ÜZÜNTÜ VE MİZAH DOLU YÜZ HATLARI...’’

Kalıcı Bağlantı

BORODIN

5/8/2007 -Kategori: Rus Bestecileri

Borodin 1833'te St. Petersburg'da dünyaya geldi. Kendilerini özellikle Rus müziği yapmaya adamış bestecilerden oluşan "Beşli" topluluğunun üyelerindendi. Hayatını kimyager olarak kazanan Aleksandır Porfireviç Borodin bir kölenin çocuğu olmasına rağmen prens tarafından evlat edinilerek kütüğüne geçirildi. Piyano dersleri de dahil olmak üzere iyi bir eğitim almış olsa da uzmanlaştığı alan müzik değil, kimya oldu. Mili Balakirev'den beste ile ilgili gerçek anlamda dersler almaya başladığında yıl 1863 idi.

1869'da, Balakirev Borodin'in ilk senfonisini şef olarak yönetti. Aynı sene Borodin ikinci senfonisine başladı. Bu eser gala gecesinde dinleyenlerde düş kırıklığı yaratıp, başarısız bulunsa da ünlü besteci Franz Liszt 1880 yılında Almanya'da bir başka sürümününü sunduğunda Borodin Rusya dışında ün kazanmış oldu.

Prens Igor ve Polovtsiya Dansları

Yine 1869'da Borodin kimilerince en önemli eseri olarak değerlendirilen operası "Prens Igor" üzerinde çalışmaya başladı. Bu çalışma sıklıkla ayrı bir eser olarak da sunulan, bu şekliyle en ünlü bestesi olan "Polovtsiya Dansları"nı da içeriyor. Borodin, kimya alanındaki ağır iş yükünün yanında bestesine zaman ayıramadı, operasını tamamlayamadan hayata veda etti. Ölümünün ardından çalışmayı tamamlamak görevini Nikolay Rimsky-Korsakov ve Aleksandır Glazunov üstlendi.
Hünerli bir besteci olarak nam salmasında rağmen Borodin hayatını başından sonuna kimyager olarak kazandı. Kimya sahasında da, özellikle aldehitler ile ilgili emekleri ona büyük saygı kazandırdı. Sonuç olarak, Borodin müzikal anlamda çağdaşı pek çok besteci kadar üretken olmadı. Yine de ortaya koyduğu önemli eserler isminin klasik müzik tarihinde unutulmazlar arasında yer almasını sağladı. Bunlar arasında tanınmış senfonik şiir "Orta Asya Bozkırlarında", iki yaylı dörtlüsü, az sayıda şarkı ve piyano eserleri sayılabilir. Üçüncü bir senfoniye de başlayan Borodin 27 Şubat 1887'de 54 yaşında hayata gözlerini yumduğunda daha sonra iki bölümünü yine Glazunov'un bitireceği bu eserini de noksan bırakmıştı.

Kalıcı Bağlantı

KHACHATURIAN

5/8/2007 -Kategori: Rus Bestecileri

Aslında Aram Khachaturian'ı 'Rus besteciler' kategorisinde göstermek çok da doğru değildir. Balakirev, Borodin ve Rimsky-Korsakov gibi birçok Rus besteci, Kafkaslar çevresindeki bölge ve ülkelerin egzotik müziğinden etkilenmişlerdir. Güneydoğunun renkli melodileri, armonileri ve enstrümental nameleri, Rus müzisyenleri kaçınılmaz bir biçimde cezbetmiştir. Bu müzisyenler ile Khachaturian arasındaki büyük fark, onun, bu etkilenilen yerin içinden gelmiş olmasıdır. Khachaturian'ın arkaplanı, halk müziği ve folklor ile bezelidir. Bir Rus'a yabancı ve ilginç gelen bu öğeler, onun normal hayatının birer parçasıdır. Batı müziğine çalışmaya başladığında ilgisini Fransız empresyonistlerinin renkli müziği çekmiştir. Bu kültürel farklılıklar, Khachaturian'ı 'Rus besteci' sınıfından biraz ayırmaktadır.

Çocukluk Yılları ve Engeller...

Khachaturian Ermeni idi. Fakir bir ailenin çocuğu olarak Tiflis'te dünyaya gelen besteci, gençliğinde müzikle tamamen içiçe olmuş, yalnız ülkesi olan Ermenistan'ın değil Gürcistan ve Azerbaycan'ın müziklerini de ilgiyle takip etmişti. Ancak bu tutkuyu küçük yaşında bilgiyle beslemesi mümkün olamadı. Müzik okuluna gidemeyen, nota okumayı da öğrenme şansı bulamayan genç adam, yalnız okul grubunda kendi imkanlarıyla bariton çalabilmişti.

İlgisinin her geçen gün artması dolayısıyla müzisyen olmaya kesin olarak karar verdi ve rotasını Moskova'ya çevirerek Gnessin Müzik Okulu'na girmenin yollarını aramaya başladı. Bu uğurda ne Rusça bilmiyor olması, ne teknik bilgisizliği, ne de başlamak için bir ölçüde geç kalmış olmasının dezavantajı onu caydırabildi. O yıllarda Khachaturian'ın yaşında olan Prokofiev ve Shostakovich gibi besteciler, önemli kompozisyonlara imza atmışlardı bile... Khachaturian'ın işi gerçekten de oldukça zordu.

Viyolonsel ve Hediyesi: Konservatuar...

Ne tür müzik yapmak istediği sorulduğunda yanıt verememişti genç adam. Çünkü bunu düşünmeye fırsatı olmamıştı. Bir süre sonra viyolonsel çalmaya karar verdi. Üç yıl sonra bu enstrümanla bir kompozisyon sınıfına katıldı. Ve ilerleyişi hızlanmaya başladı. Bir yıl içinde ilk kompozisyonunu üretmeyi başardı ve konservatuara girdi. 1932 yılında "Trio For Clarinet, Violin and Piano" (Klarnet, Keman ve Piyano Üçlüsü) eserini tamamladı ve Prokofiev'in ısrarlı desteğiyle Paris'te dinleyicilere sundu. Derslerinin tamamını bitirdiği 1933 yılında 30 yaşındaydı...

Peş peşe Gelen Başarılar, Stalin Ödülü ve Sovyet Besteciler Birliği...

Khachaturian, 1935'te yazdığı "Symphony No. 1"ı ("1 No'lu Senfoni") Sovyet Ermeni Cumhuriyeti'nin 15. yıldönümüne adadı. Bir yıl sonra gelen "Piano Concerto" ("Piyano Konçertosu") besteciye dünya çapında ün kazandırdı. Uluslararası başarısını perçinleyen, 1940 yılında yazdığı "Violin Concerto" ("Keman Konçertosu") oldu. Bu eserle bir sonraki yıl "Stalin Ödülü"ne layık görüldüğü sırada "Sovyet Besteciler Birliği"ne yeni katılmıştı. 
40'lı yıllarda; "Gayane" balesi, "Bell Symphony" ("Zil Senfonisi") ve "Cello Concerto" ("Çello Konçertosu") gibi önemli eserlere imza atan besteci, 1947'de Ekim Devrimi'nin 30. yıldönümü için "Symphony - Poem"i ("Senfoni - Şiir") yazdı.
Lenin Ödülü Sahibi "Halkın Sanatçısı"

Khachaturian, 1950'de orkestra şefliğine ve beste öğretmenliğine adım attı. Gnesin Müzik Akademisi'nde ve Moskova Konservatuarı'nda eserlerini, şefliğini kendisinin yaptığı orkestralarda başarıyla seslendirdi. Stalin'in ölümünün ardından, sanatçıların önündeki bürokratik engellerin kaldırılması için mücadele etmeye başladı. 54 yılında Sovyetler Birliği'nde "Halkın Sanatçısı" adıyla anılmaya başladı. Ardından "Spartacus" balesi için beste çalışmalarına başladı. Kariyerinin zirvesine çıktığı bu dönemde 1959 "Lenin Ödülü"nün de sahibi oldu.
Khachaturian'ın 60'lı yılların sonlarına doğru orkestra ve solo enstrüman icraları için yarattığı 3 konçerto, geleneksel konçerto formunu katı bir ustalıkla farklı boyutlara taşıdı. Sosyalist gerçekçiliği en mükemmel şekilde eserlerine yansıtıyordu.
Aram Khachaturian, Sovyet liderlerin ülke sanatı için belirlemiş olduğu stratejiyi bütünüyle destekleyen tarzda yapıtlara imza attı. Rus geleneğiyle beslenmiş yöresel halk şarkılarını yeniden yorumlarken, folkloru da kendi tarzıyla işleyerek kullanmayı tercih etti. Sakin ama heyecan verici yapıda eserlerine yürek titreten bir canlılık katmış, hayalgücünü Rimsky Korsakov tabanlı, disiplinli akademik düzen ile sınırlamıştır.

Khachaturian'ın ilk eşinden Nuné isminde bir kızı, klasik müzik bestecisi olan ikinci eşi Nina Makarova'dan ise Karen adında bir oğlu vardır. 1 Mayıs 1978'de Moskova'da hayata gözlerini yuman Khachaturian'ın mezarı, Ermenistan'ın Yerevan bölgesindedir.

Kalıcı Bağlantı

KORSAKOV

5/8/2007 -Kategori: Rus Bestecileri

Nikolay Rimsky-Korsakov, St. Petersburg'un 200 kilometre uzağındaki küçük Tikhvin kasabasında dünyaya geldi. Doğduğunda babası 60, annesi 42, erkek kardeşi ise 22 yaşındaydı.

Küçük Nikolay, piyano çalmayı Tikhvin'de öğrendi. Yeteneğini ve kulağının iyi olduğunu farkeden ailesi, bunun pek üzerinde durmadı. Çünkü Nikolay'ı, ağabeyi gibi ülke donanmasının başarılı bir denizcisi olarak görmek istiyorlardı. Ve genç adam, 12 yaşında St. Petersburg'daki donanma okuluna girdi.
Balakirev'le Tanışma ve Hayaller...

O dönemden itibaren Nikolay, operaları ve senfoni orkestralarını izlemeye başladı. Müzik tutkusu, onu her geçen gün daha derinden etkiliyor, adeta iliklerine işliyordu. Yeteneğini ailesinden sonra ilk hisseden kişi, müzik öğretmeni Canille oldu. Canille, genç Nikolay'a kendi müziğini yapmaya çalışmasını önerdi, verdiği önemli bilgiler ve ödevlerle yeteneğini geliştirmesine yardımcı oldu. Kısa süre sonra bu yetenekli küçük adamı, St. Petersburg müzik camiasının başındaki ünlü besteci Mily Balakirev ile tanıştırdı. Nikolay, donanma okulundaki son iki senesi olan 1861-62 döneminde bir senfoni yazmaya başladı. Besteci olmanın hayallerini kuruyor, büyük bir mutluluk yaşıyordu.
Ancak annesi ve erkek kardeşi (babası 1862 Mart'ında yaşamını yitirmişti) onu, müzikal kariyerin yeterli gelir getirmeyeceğine, dolayısıyla donanmada memur olarak çalışmasının daha doğru olacağına ikna ettiler. Bunu gerçekleştirmek için bir gemi yolculuğu yapması gerekiyordu. 1862 Ekim'inde Nikolay Rimsky-Korsakov, 'Almaz' isimli gemiyle yola çıktı.

Gemide Müzik Yapmak...

Genç besteci, ailesinin istediğini yapmayı kabul ederken gemide beste yapabileceğini düşünüyordu. Ancak atmosfer buna hiç de uygun değildi. Resmi görevler, müziğe boş zaman ayırmayı mümkün kılmıyordu. Gemide piyano veya herhangi bir enstrüman yoktu. Hatta tayfadan müzikle ilgilenen kimse bile yoktu... Yine de yolculuğun ilk aylarında senfonisi için Andante'yi besteledi. Fakat sonrasında müzik tutkusu yavaş yavaş ölmeye başladı... Artık müziğin hayatında yeri olmayacağını düşünmeye başlamıştı. Yolculuk tam 2 yıl 8 ay sürdü. Bu dönemde Rimsky-Korsakov, Almanya, İngiltere, Amerika, Brezilya, Fransa ve İspanya'da bulundu, çok çeşitli doğa manzaralarını, kuzeyin, güneyin ve ekvatorun denizini, dalgalı ve sakin okyanusu ve güney yarımkürenin yıldızlı gökyüzünü gördü...

Yaşama Döndüren İlham Kaynağı: Doğa!

Korsakov, tüm bu doğal resimlerin yarattığı güçlü etkilenimleri hafızasına kazıdı ve muhteşem yeteneğiyle birleştirerek müziğe yansıtmayı başardı. "Sadko", "The Tale of The Tsar Saltan" ve "Sheherazade"da denizin eşsiz güzellikteki müzikal resimlerini yaptı, "The Snowmaiden" ve "The Legend of The Invisible Town Kitez"de yemyeşil ormanların duru seslerini sergiledi, "The Christmas Night" ve "Kashtshey Immortal"da ise gökyüzünün ve havanın özgürlüğünü hissettirdi ustalıkla...

Rusya'ya Dönüş ve Büyülü Konser...

1865 Mayıs'ında Rusya'ya geri döndü ve St. Petersburg'da Sahil Hizmet'te çalışmaya başladı. Donanma Akademisi'ne girmeyi düşünüyordu. Ancak burada karşılaştığı, geçmişte müziği paylaştığı eski dostları, Korsakov'u, müziğe geri dönmesi ve senfonisini tamamlaması konusunda zorladılar. Ona can veren bu önemli yönlendirme sonucunda aynı yılın 19 Aralık gününde bitirdiği ilk senfonisini, Mily Balakirev'in yönetimindeki bir konserde sergileme şansı buldu. İnanılmaz bir başarı yakalamıştı. İzleyenler şaşkınlığa uğramış, bestecinin gencecik bir donanma memuru olduğunu görünce gözlerine inanamamışlardı. İşte Korsakov'un müzikal kariyeri, o büyülü konserdeki alkışlarla başlamıştır...
64 Yaşında Veda...

Korsakov, o günden sonra müzikal çalışmalarına hız verse de geçinebilmek için donanmadaki işini de sürdürmüş ve ancak 8 yıl sonra aktif işinden ayrılabilmiştir. Bestecinin müzikal alandaki çalışmaları, yalnız yaratıcı işleriyle sınırlı değildir. 1871'den yaşamının sonuna kadar St. Petersburg Konservatuarı'nda profesörlük yapmıştır. 27 yaşında bu onurlu mesleği icra etmeye başlayan Korsakov, donanmanın brass grubunda on yıl çalışmış, Müzik Okulu'nda yedi yıl müdürlük, Imperial Capella'da ise 10 yıl müdür yardımcılığı yapmıştır. 1874-1907 tarihleri arasında St. Petersburg, Moskova, Kiev, Brüksel ve Paris'te çok sayıda senfonik konser yöneten besteci, 64 yaşında Loubensk'te yaşamını yitirmiştir.

11 senfoni, 15 opera, 3 enstrümental ve orkestral çalışma, 79 romans eseri, 2 koleksiyon ve çok sayıda piyano çalışması üreten büyük besteci, "Armoni Üzerine Yazılar", "Orkestrasyonun İlkeleri" ve "Müzikal Yaşamımın Efsanesi" adlı üç de kitap yazmıştır.

Kalıcı Bağlantı

MODEST MUSSORGSKY

5/8/2007 -Kategori: Rus Bestecileri

Modest Mussorgsky, 21 Mart 1839'da Karevo'da dünyaya geldi. Annesinin verdiği piyano derslerinin ardından dokuz yaşına geldiğinde bir Field konçerto çalarak yeteneğini sergiledi. 1852'de St. Petersburg'daki Guards' Cadet School'a (Harp Okulu) kayıt oldu. Aynı yıl, armoni veya kompozisyon dersi almamış olmasına karşın bir opera yazmaya çalıştı. 1857'de Dargomizhsky ve Cui ile tanıştı. Onlar sayesinde de Balakirev ve Stasov ile... Üstün yeteneklere sahip bir besteci olan Mily Balakirev'i kendisine ders vermesi konusunda ikna etmeyi başardı. Ardından çeşitli şarkılar ve piyano sonatları besteledi.
Moskova Ziyareti

1858'de psikolojik bir rahatsızlık geçirdi ve ordudan ayrılmak zorunda kaldı. Bir sene sonra Moskova'ya yaptığı ziyaret, hayalgücünü ve enerjisini doruğa çıkarmış, yaratma gücünü ateşlemişti. Müziğini tanıtmaya ve yeteneğini geliştirmeye başlasa da her şey göründüğü kadar iyi değildi. Ruhsal sorunlarının bıraktığı iz henüz silinmemişti. 1861 yılının Mart ayında kölelerin serbest bırakılmasıyla, önündeki iki seneyi aile yerleşimleri konusunda yöneticilik yaparak geçirmek zorunda kaldı. Bu durum, Stasov ve Balakirev'in bekledikleri sonucun ortaya çıkmasını tümüyle engellemişti. Artık onlar Mussorgsky'nin bir ahmak olduğunu düşünüyorlardı.

Ama o beste yapmaya devam etti ve 1863-66 döneminde Salammbô operasının müzikleri üzerinde çalıştı. Bu işi de hiçbir zaman bitiremeyecekti... Kısa süre sonra İletişim Bakanlığı'ndan verilen görev doğrultusunda beş genç adamın kaldığı bir komünde yaşamaya başladı. Bu beş genç adam, ileri düzeyde sanat sohbetleri yapıyor, din, felsefe ve politika konularında aydınlık fikirler paylaşıyorlardı. 
Mussorgsky, 1865'te ilk ciddi alkol krizine girdi ve iki yıl sonra işten çıkarıldı. (Bu duruma yol açan ana etkenin, çok sevdiği annesinin aynı yıl gerçekleşen ölümü olduğu sanılıyor.)

"Çıplak Dağda Bir Gece"...

Rus besteci, 1867 yazını erkek kardeşinin Minkino'daki evinde geçirdi. Mussorgsky, yüzlerce yıl sonra bile müthiş bir beğeni ve saygıyla dinlenen, korkunun, acının, coşkunun, heyecanın ve onlarca yoğun duygunun bir arada yaşandığı ilk önemli orkestra çalışması olan "Night On The Bare Mountain"ı (Çıplak Dağda Bir Gece) bu evde yazdı.

Sonbaharda St. Petersburg'a döndü ve Balakirev - Stasov ikilisi gibi o da, Dargomizhsky'nin opera natüralizmiyle ilgili tecrübelerini ilgiyle takip etti. 1869 yılının başlarında yeniden hükümette hizmet görevi aldı. Ancak bu kez daha rahat ve oturmuş bir işi vardı. Bu dönemde Boris Godunov operasını tamamladı. 1872'de Mariinsky Tiyatrosu tarafından ikinci kez reddedilen opera, farklı yerlerde sergilenen başarılı performansların ardından komite tarafından kabul edildi ve 1874'ün Şubat ayında müthiş bir yapım ortaya çıktı.

"Bir Sergiden Tablolar..."

Bu sırada Mussorgsky, bir başka tarihi opera eseri olan Khovanschina üzerinde çalışmaya başladı. Ancak alkol sorunu, bu heyecan verici işin önünde büyük bir engeldi. Aşırı alkol, müthiş yeteneğin yaratıcı gücünü eritiyordu. Ancak yine de bu dönemde birkaç önemli işe imza attı. "Sunless and Songs and Dances of Death and The Pictures at an Exhibition" ("Ölümün Bulutları, Şarkıları ve Dansları ile Bir Sergiden Tablolar") adlı eser tek kelimeyle büyüleyiciydi. Arkadaşı Victor Hartmann'ın resimlerinden esinlenerek yazdığı bu çalışma, tüm zamanların en ünlü klasik müzik yapıtlarından biri olarak tarihe geçmiştir.

Ardından Gogol'un Sorochintsy Fair'ını baz alarak ürettiği fikirlerle oluşturduğu komedi operası, Khovanshchina ile yarışmaya başladı. Ne yazık ki Mussorgsky'nin ömrü, bu iki opera eserini de tamamlamasına yetmedi. 
Psikolojik Rahatsızlıklar ve Veda...

1878'in başlarında sorumluluk sahibi olduğu bir yaşamı sürüyordu. Bakanlıktaki yöneticisi, kontralto Darya Leonova ile çıkacağı üç aylık konser turu için izin vermişti. Ancak sonrasında olumsuz gelişmeler birbirini izledi. Hükümet işlerinden ayrılmaya zorlandığı 1880 yılının Ocak ayında Leonova, ona, kalacak ev ve iş imkanı sağladı. Ancak ona yük olmak, Mussorgsky için hiç de kolay değildi. 23 Şubat 1881'de bu nedenle ciddi bir psikolojik rahatsızlık yaşadı. Artık hiçbir şeyi kalmadığını, sokaklarda dilenecek duruma geldiğini düşünüyordu. Alkolik epilepsinin yol açtığı bu durum sonucunda büyük besteci hastaneye kaldırıldı ve bir ay sonra hayata gözlerini yumdu.

Mussorgsky, çok sayıda eserini tamamlayamadan yaşamını yitirmiştir. Onların yeniden düzenlenmesi ve yayınlanması işini Rimsky-Korsakov üstlenir. Boris Godunov da yeniden şekillendirip bazı parçalar ekleyerek Mussorgsky'nin eserlerini canlandırır. 

Birkaç yıl sonra bestecinin orijinal eskizlerine bakıldığında sanatının gerçek doğası ortaya çıkar. "Sanat için sanat" düşüncesini benimseyenlere tepkilidir... Ona göre sanat, hayata olabildiğince yakın olmalı, insanların tecrübelerinin iletişimine olanak sağlamalıdır.

Mussorgsky, nefes kesen eserleriyle Rus klasik müziğinin en büyük bestecilerinden biri olarak tarih sayfalarında yer almaktadır...

Kalıcı Bağlantı
« Önceki - Sonraki »

Klasik Müzik Blogu

Klasik Müzik ve Ünlü Besteciler

Son Yazılar